İngiltere’deki bilim insanları, Dünya’dan yaklaşık 124 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegenin atmosferinde, “bilinen yaşamla ilişkilendirilebilecek kimyasal izler” tespit etti. (1 ışık yılı = Yaklaşık 10 trilyon kilometre)
El Muhabir’in haberine göre, Cambridge Üniversitesi’nde görevli gök bilimcilerin, The Astrophysical Journal Letters’ta yayınlanan araştırmasına göre, Güneş Sistemimiz dışında bilinen yaşamın izlerine dair şimdiye kadarki en güçlü kanıt bulundu.
2021’de fırlatılan ve bugüne kadar uzaya gönderilen en güçlü teleskop olan James Webb Uzay Teleskobu ile elde edilen verileri kullanan bilim insanları, Dünya’dan yaklaşık 124 ışık yılı uzaklıktaki ‘K2-18 b’ adlı dev bir gezegende yaşamın kimyasal izlerine rastladıklarını ifade ediyor.
Cambridge Üniversitesi’nden astrofizikçi profesör Nikku Madhusudhan liderliğinde yürütülen araştırma kapsamında, ‘K2-18 b’nin atmosferinde Dünya’da yalnızca canlı organizmalar tarafından üretildiği bilinen dimetil sülfür (DMS) ve dimetil disülfür (DMDS) bileşikleri tespit edildi.
Profesör Madhusudhan, konuyla ilgili açıklamasında, “Bu, Güneş Sistemimiz dışında biyolojik aktiviteye dair bugüne dek elde edilen en güçlü kanıt. Belki de yıllar sonra bu ana dönüp baktığımızda, yaşam barındırabilecek bir evrenin artık ulaşabileceğimiz bir gerçeklik olduğunu fark edeceğiz” dedi.
Aslan Takımyıldızı doğrultusunda yer alan ‘K2-18 b’, Dünya’dan yaklaşık dokuz kat daha büyük bir kütleye ve 2,6 kat daha geniş bir çapa sahip. Güneş’in yarısı kadar küçük ve daha soğuk bir kırmızı cüce yıldızın etrafında, ‘yaşanabilir kuşak’ içinde bir yörüngede bulunuyor.
2019 yılında Hubble Uzay Teleskobu tarafından gezegenin atmosferinde su buharı tespit edilmesinin ardından, bilim insanları ‘K2-18 b’yi Güneş Sistemi dışındaki ‘bilinen en yaşanabilir gezegen’ olarak tanımlamıştı.
İSLAMİ BAKIŞ AÇISI
Mahmut Ustaosmanoğlu Efendi Hazretleri, 1996 yılındaki yılbaşı sohbetinde şu ifadeleri kullanmıştı:
“İşte sen bu aylara, güneşlere, yıldızlara efendim dağlara, taşlara, denizlere, insanlara bakıp geri kalma, hayrete düşme yani! Boşa, cehalet hayreti demektir, düşme.
Mesela güneşe mi baktın hemen ondan Mevlâ’ya geç. Bunu hoş benim Rabbim yarattı. Allah Allah… Ondan sonra aya bak, bunu da Rabbim yarattı; yıldıza bak; bunu da Rabbim yarattı; dağları, taşları, neye bak her zerresini zerresinden, kürresinden, habbesinden, kubbesinden hepsini Mevlâ yarattı. Tamam mı?
Yani bütün kâinatı dolaşsan, her biri seni Mevlâ’ya davet ediyor. Beni o yarattı diyor. Beni o yarattı diyor. O zaman Mevlâ’nın birliği çıktı meydana işte.
Ârif kimdir cemaat-i müslimin? Resûlüllâh miraç gecesi Mevlâ’ya çıktı, yetmiş bin hicab aştı, yetmiş bin perde aştı Mevlâ’nın huzuruna geldi. Onun kâmil ümmetleri de ruhlarıyla o yetmiş bin perdeyi aşar Mevlâ’nın huzuruna gelir. Ne zaman ki ara yerde perde kalmaz o adam ârif olur. Böyle bir ârif olan adam nereye baksa hayran olur. Bunu benim rabbim yaptı, nasıl yaptı?! Biz neler görüyoruz. Hiç ne hayret var ne bir şey var Allah selâmet versin.”