Yakın yıldızın etrafında bir ılıman dünya!

Avrupalı bilim insanlarının keşfettiği ‘Ross 128 b’ adlı gezegenin bir yılı sadece 9,9 gün.

Avrupa Güney Gözlemevi (ESO)’nun gezegen avcısı HARPS aygıtını kullanan gökbilimciler, Güneş Sistemimizden sadece 11 ışık yılı uzaklıkta Dünya boyutlarında ılıman bir gezegen keşfetti. (1 ışık yılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre)

ESO’dan yapılan açıklamaya göre, Virgo Takımyıldızı yönünde yer alan ve Ross 128 b olarak isimlendirilen yeni gezegen 4,24 ışık yılı uzaklıktaki Proxima b’den sonra tespit edilen en yakın ikinci ılıman Dünya olabilir. Gezegen aynı zamanda sakin bir kırmızı cüce yıldızın etrafında bulunan en yakın dış-gezegen ünvanına da sahip oldu. Bu da gezegenin potansiyel olarak yaşam barındırma olasılığını artırıyor. Ross 128 b, ESO’nun Şili’deki VL Teleskobu için atmosferinde biyo-işaretçilerin aranacağı birincil hedeflerden biri olacak.

Avrupalı gökbilimcilerin ortak araştırmasına göre, bu Dünya benzeri gezegen, Ross 128 yıldızının etrafındaki turunu 9,9 günde tamamlıyor. Yüzey sıcaklığının bilinen yaşama uygun olacağı düşünülüyor. Ross 128, bu ılıman gezegene ev sahipliği yapan ‘en sakin’ yakın yıldız olarak nitelendiriliyor.

Aralarında Proxima Centauri’nin de olduğu çoğu kırmızı cüce yıldız ara sıra yörüngelerindeki gezegenleri de etkileyen ölümcül mor-ötesi ve X-ışın radyasyonu şeklinde parlamalar açığa çıkarır. Bununla birlikte Ross 128 çok daha sakin bir yıldız gibi görünüyor, bu sayede gezegeni olası bir yaşama ev sahipliği yapacak en rahat yer olabilir.

eso1736c1
Ross 128 yıldızının konumu (Görselin sağ tarafında, ecliptic çizgi üzerinde, yuvarlak içine alınmış halde-ESO)

Ross 128 yıldızı şu anda Dünya’dan 11 ışık yılı uzaklıkta olsa da, bize doğru hareket ettiği için, kozmik ölçekte göz açıp-kapatma kadar sayılan sadece 79 bin yıl içinde en yakın yıldızsal komşumuz olması bekleniyor. Proxima b’nin tacını alacak olan Ross 128 b Dünya’ya en yakın dış-gezegen haline gelecek.

HARPS ile alınan verileri inceleyen bilim insanları, Ross 128 b’nin yörüngesinin Dünya – Güneş arasındaki mesafenin 20’de biri kadar olduğunu buldu. Yıldızına yakın olmasına rağmen Ross 128 b, Dünya’dakinin sadece 1,38 katı kadar radyasyona maruz kalıyor. Bu sayede Ross 128 b’nin denge sıcaklığının -60 ila 20 santigrat derece arasında olduğu tahmin ediliyor. Bunun da nedeni ev sahibi yıldızının soğuk ve sönük doğası. Araştırmacılar Ross 128 b’yi ılıman bir gezegen olarak görseler de, gezegenin, yüzeyinde sıvı halde su bulunabildiği yaşanabilir bölgenin içinde, dışında ya da sınırlarında mı olduğu belirsizliğini koruyor.

Gökbilimcilerin tespit ettiği ılıman gezegenlerin sayısı artsa da, sonraki adımda atmosferlerinin, bileşimlerinin ve kimyalarının ayrıntılı araştırılması yer alıyor. Çok yakın dış-gezegenlerin atmosferlerinde, oksijen gibi biyo-işaretçilerin olası tespiti hayati ve çok büyük bir adım olacak.

Dünya benzeri iki komşu gezegen bulundu

Sadece 12 ışık yılı uzaklıktaki Tau Ceti sisteminde iki gezegen yaşama uygun olabilir.

Gökbilimciler, Güneş Sistemi’nden yalnızca 12 ışık yılı uzaklıkta Dünya benzeri olduğu düşünülen iki yeni gezegen keşfetti. (1 ışık yılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre)

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, uluslararası araştırma ekibi, gökyüzünde çıplak gözle de görülebilen Tau Ceti yıldızı etrafında dönen yedi gezegen tespit etti. Bu gezegenlerden ikisinin ‘habitable zone’ (bilinen yaşama uygun bölge) sınırları içinde olduğu belirlendi. Gezegenlerin dört tanesinin Dünya ile aynı boyutlarda olduğu, iki gizemli diyarda ise hayata uygun atmosfer koşulları ve akıcı su bulunabileceği bildirildi.

İngiltere’deki Hertfordshire Üniversitesi’nin önderlik ettiği araştırma kapsamında, gezegenler Tau Ceti b, c, d, e, f, g, h olarak adlandırıldı; e ve f gezegenlerinin ‘goldilocks bölgesi’ adı verilen ‘bilinen yaşama elverişli’ kısım sınırlarındaki yörüngelerinde döndükleri ortaya çıktı. Dünya’dan 3,9 kat daha büyük olan bu iki gezegen, kayalık yapılarıyla da dikkat çekiyor.

tau_ceti_gunes_karsilastirmasi
Tau Ceti (üstte) ve Güneş Sistemi’nin (altta) karşılaştırılması. Ortadaki açık yeşil kısım, bilinen yaşama uygun olabilecek bölgeyi gösteriyor.

Bununla birlikte, Tau Ceti yıldızının etrafında büyük bir enkaz diskinin bulunduğu, asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların yoğun bombardımanından dolayı gezegenlerin yaşanabilirliğinin muhtemelen azaldığı da tahmin ediliyor.

Gökbilimciler yıllardır farklı teleskoplar ile Tau Ceti sistemi üzerinde yaptıkları binlerce gözlem sayesinde yıldızın ışığındaki değişimleri belirleyerek bilgisayar modelleri oluşturdu ve gezegenlerin özelliklerini belirledi. Güneş benzeri G tayf sınıfı anakol bir yıldız olan Tau Ceti, yaşama uygun gezegen araştırması için en uygun hedeflerden birisiydi.

TauCetilocationjpg-3222307_p9
Tau Ceti yıldızı geceleri çıplak gözle de görülebiliyor.

Tau Ceti, Güneş’in yüzde 78’i kadar kütleye sahip, yani biraz küçük bir Güneş benzeri yıldız. Kütlesine paralel olarak, çapı da Güneş’in yüzde 80’i kadar ve yüzey sıcaklığı 5 bin 100 derece civarında. Bu sebeple çevreye yaydığı enerji de Güneş’in yüzde 50’si kadar. Yıldızın kütlesi biraz düşük olduğu için, bizim yıldızımız Güneş’ten daha uzun ömürlü olacak. Güneş’in ortalama ‘toplam’ ömrü 10 milyar yıl olarak hesaplanıyor. Tau Ceti’nin ise 30 milyar yıl kadar sağlıklı biçimde parlayacağı öngörülüyor.

Araştırmaya katılan astronomlar, bu sistemdeki iki gezegenin, insanoğlunun gelecekteki kolonileşme projeleri için en uygun adaylar arasında olabileceğini kaydediyor. 2018 yılında uzaya fırlatılacak olan James Webb Uzay Teleskobu, uzak dünyalardaki su, metan, oksijen, ozon ve diğer kimyasalları tespit edebilecek hassaslıkta geliştirildi. Önümüzdeki senelerde bu gezegenlerin atmosferlerine dair daha kesin bilgiler elde edebileceğiz.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Dünya benzeri iki yeni gezegen keşfedildi

Gliese 1132b ve Kepler-1649b gezegenleri, Dünya’daki gibi bir atmosfere sahip olabilir.

Yer ve uzay teleskoplarıyla gelişen izleme teknikleri sayesinde gökbilimcilerin son yıllarda Güneş Sistemimiz dışında yaşama uygun gezegen arayışları hız kazandı. Bu hafta içerisinde Dünya benzeri olabilecek iki gezegene ilişkin yeni çalışmalar sunuldu. Sırasıyla bu adayları inceleyelim.

İngiltere, Almanya, İtalya ve İsveç’ten bir astronom ekibinin, bilimsel araştırmaların yer aldığı ArXiv.org’da yayınlanan yeni çalışmasına göre, 39 ışık yılı uzaklıkta, Vela Takımyıldızı içerisindeki bir kırmızı cüce yıldızının etrafında dönen gezegen dikkat çekiyor. (1 ışık yılı = Yaklaşık 10 trilyon kilometre). ‘Gliese 1132b’ (GJ 1132b) adlı bu gezegenin en büyük özelliği, su ve metan zengini bir atmosfere sahip olabilme ihtimali. Bilim insanları, bu sonucu gezegen kırmızı cüce yıldızının önünden geçerken yansıyan ışığın dalga boyundaki değişikliğe bağlıyor.

gezegen2
Gliese 1132b ve arkasındaki yıldızın illüstrasyonu (NASA)

Yaşadığımız yerküreden sadece 1,4 kat büyük olan Gliese 1132b’nin kütlesinin ise Dünya’dan 1,6 kat fazla olduğu belirtiliyor. Gözlemler için Şili’deki ESO/MPG Teleskobu kullanıldı. Gezegenin 1,6 günde bir yıldızın önünden geçtiği belirlendi. Bütün dalga boylarını inceleyen bilim insanları, akıcı su bulunduğunu düşündükleri gezegenin yüzde 70 oranında silikat, yüzde 30 oranında demir bileşiminden oluşan kayalık bir yer olduğunu düşünüyor. Gliese 1132b’nin yüzey sıcaklığının ise Dünya’dan fazla olduğu belirtiliyor.

Gelelim diğer gizemli diyara. Dünya’dan 219 ışık yılı uzaklıktaki ikinci gezegenin ismi ‘Kepler-1649b’. Güneş’in beşte biri büyüklüğündeki MV5 cinsi düşük sıcaklıklı bir yıldızın etrafında 9 günde dönen Kepler-1649b, üzerinde yaşadığımız gezegenden daha çok Venüs’e benziyor olabilir. Çünkü Dünya’ya oranla atmosferin hemen dışında bir metrekareye düşen yıldız kaynaklı elekromanyetik radyasyon enerjisinin miktarı 2,3 kat daha fazla. Venüs’te ise bu oran, Dünya’ya göre 1,9 kat daha çok.

gezegen4
Kepler-1649b illüstrasyonu (NASA)

Dünya ile hemen hemen aynı boyutlarda olan Kepler-1649b, kendi yıldızına oldukça yakın bir yörüngede seyrettiği için bilinen ‘habitable zone’ (yaşama uygun bölge) sınırlarının dışında kalıyor. Ancak nispeten soğuk bir yıldızın etrafında dönüyor oluşu, gezegeni Dünya’dakine benzer yaşam koşullarının oluştuğu bir yer haline getirebilir.

Kepler-1649b’nin Dünya gibi yaşanabilir bir gezegen mi, yoksa Venüs gibi adeta cehennem koşullarının hüküm sürdüğü vahşi iklimli bir diyar mı olduğu henüz netlik kazanmış değil. Dünya ve Venüs’ün hemen hemen aynı boyutlarda olmalarına, ‘yaşama uygun bölge’ sınırları içinde bulunmalarına ve aynı maddelerden oluşmalarına rağmen neden iki farklı atmosfere ev sahipliği yaptıkları henüz kesin bir şekilde bilinmiyor. Bu yüzden Kepler-1649b de soru işaretleri ile dolu bir yer. Gezegen, NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi ve SETI Enstitüsü’nden Elisa Quintana önderliğindeki bir araştırma ekibi tarafından Kepler Uzay Teleskobu ile keşfedildi.

Önümüzdeki yıllarda uzaya fırlatılacak yeni teleskoplar (özellikle NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu ile Avrupa Uzay Ajansı’nın PLATO Teleskobu), bu gezegenler ve atmosfer koşulları hakkında bizlere daha net bilgiler sağlayacak.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Dünya benzeri yeni gezegenler keşfedildi (Video)

NASA, Dünya’dan 40 ışık yılı ötede bilinen yaşama uygun olabilecek 7 gezegen bulunduğunu bildirdi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), yaklaşık 40 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın etrafında dönen 7 gezegen keşfedildiğini, bu gezegenlerden 3’ünün ‘yaşanabilir bölge’ (habitable zone) içinde bulunduğunu duyurdu.

ABD’nin başkenti Washington’daki NASA merkezinde yapılan basın açıklamasına göre, Aquarius (Saka) Takımyıldızı içinde yer alan 378 trilyon kilometre uzaklıktaki ‘TRAPPIST-1’ adlı sistem, içinde yer aldığımız Güneş Sistemi ile benzerlikler gösteriyor. Şili’deki yer teleskopları ve Spitzer Uzay Teleskobu verilerini kullanan gökbilimciler, 7 gezegenin de kayalık bir yüzeyi olduğunu belirtiyor.

Açıklamada, TRAPPIST-1’in ‘7 harikasının’ hemen hemen Dünya boyutlarında olduğu, yıldıza olan uzaklıkları sebebiyle ‘yaşanabilir bölge’ içerisindeki 3 gezegende akıcı su bulunabileceği, en dış gezegenin ise bir ‘buz topu’ olabileceği kaydedildi.

Güneş’le kıyaslandığında TRAPPIST-1 yıldızı, ultra soğuk bir cüce yıldız niteliğinde. 7 gezegen de bu yıldıza Merkür’ün Güneş’e olan yakınlığından daha da yakın konumda. Ancak yıldızın soğuk ve zayıf yapısı, gezegenlerde su bulunması ihtimalini artırıyor. Hatta 7 gezegenin de doğru atmosfer koşulları ve su bulunması durumunda bildiğimiz anlamda yaşamı destekleyebileceği ifade ediliyor.

trap
TRAPPIST-1 yıldızı ve gezegenleri. Yeşil kısım ‘yaşanabilir’ bölgeyi ifade ediyor (NASA)

Bir diğer ilginç veri de, gezegenlerin birbirlerine hayli yakın konumda olmaları. Eğer bu dünyalardan birisinin yüzeyinde duruyor olsaydık, muhtemelen komşu gezegenlerin bulutlarını ve yer şekillerini de gökyüzünde çıplak gözle görebilirdik. Ay’ın Dünya’daki görünüşünden biraz daha büyük şekilde komşu gezegenleri izleyebilirdik.

7 gezegenin de hep aynı yüzlerinin yıldıza baktığı sanılıyor. Yani bu dünyaların bir yüzü hep gündüz, diğer yüzü hep gece. Bu sebeple şiddetli rüzgarların oluşabileceği, aşırı sıcaklık değişikliklerinin görülebileceği, Dünya’daki iklime göre oldukça şiddetli hava koşullarının yaşanabileceği vurgulanıyor.

Gezegenler, sırasıyla TRAPPIST-1b, c, d, e, f, g, h olarak adlandırıldı; e, f ve g gezegenlerinin ‘goldilocks bölgesi’ adı verilen ‘bilinen yaşama elverişli’ kısımdaki yörüngelerinde döndükleri belirtiliyor. NASA tarafından yayınlanan aşağıdaki videoda, TRAPPIST-1d gezegeni yüzeyinin nasıl bir yer olduğu 360 derece döndürülebilen görüntü ile anlatılmaya çalışılmış:

Belçika’daki Liege Üniversitesi’nden çalışmayı yürüten ekibin lideri Michael Gillon, “Böyle bir yıldızın etrafında ilk kez Dünya benzeri 7 farklı gezegen keşfediyoruz. Bu uzak dünyalar, bilinen yaşama uygun olma potansiyeli bulunan şimdiye kadarki en iyi araştırma hedefleri” açıklamasını yaptı.

NASA’daki bilim insanlarının bu gezegenler üzerindeki incelemeleri sürecek. 2018 yılında uzaya fırlatılacak olan James Webb Uzay Teleskobu, uzak dünyalardaki su, metan, oksijen, ozon ve diğer kimyasalları tespit edebilecek hassaslıkta geliştirildi. Önümüzdeki senelerde bu gezegenlerin atmosferlerine dair daha kesin bilgiler elde edebileceğiz. TRAPPIST-1 sistemiyle ilgili açıklanan bu bulgular bilim dergisi Nature’da yayınlandı.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Gökbilimciler 114 yeni gezegen keşfetti

Güneş Sistemimize yakın Gliese 411b gezegeni Dünya benzeri yaşama uygun bir yer olabilir.

Uluslararası çapta bir araştırma ekibi, çoğu Güneş Sistemimizin yakınında olan 114 yeni gezegen tespit etti. Büyük kısmı Jüpiter gibi gaz devi olan bu gizemli diyarlardan en az bir tanesi, bilinen yaşama uygun kayalık bir yer olabilir.

İngiliz The Independent gazetesinin haberine göre, gözlemlenen 114 gezegenden 60’ı Güneş Sistemi’nin yakınında bulunuyor. Bu gezegenlerden Gliese 411b, Dünya’dakine benzer bir yaşam ortamını destekleyebilir.

Hawaii’deki Keck 1 Teleskobu’nu kullanan ABD’li ve diğer ülkelerden astronomların The Astrophysical Journal dergisinde yayınlanan 20 yıllık araştırması kapsamında, gökyüzünde taranan 1600 farklı yıldızda 61 binden fazla gözlem gerçekleştirildi.

stream_img
Gliese 411b illüstrasyonu (Hertfordshire Üniversitesi)

Araştırmaya İngiltere’deki Hertfordshire Üniversitesi’nden katılan astronom Mikko Tuomi, “En yakın yıldızlara baktığımızda neredeyse hepsinin etrafında gezegenlerin döndüğünü düşünmek büyüleyici. Bu, çoğu gökbilimcinin daha 5 yıl öncesine kadar emin olamadıkları bir durumdu. Tespit ettiğimiz yeni dünyalar, gezegenlerin yer aldığı yıldız sistemlerinin nasıl oluştuklarını anlamada ve gelecekte gezegenleri doğrudan görüntülemede bizlere yardımcı olacak. İnsanoğlunun ulaşabileceği yeni hedefler sağlayacak” açıklamasını yaptı.

Bilim insanları, yaklaşık 8,3 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve kendi yıldızına yakınlığı sebebiyle ‘yaşanabilir bölge’ içerisinde yer alan Gliese 411b gezegeni üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıracak. (1 ışık yılı = Yaklaşık 10 trilyon kilometre.)

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından 2009 yılında fırlatılan Kepler Uzay Teleskobu da şu ana kadar en az 1284 yeni gezegen keşfedilmesini sağladı. Bu gezegenlerden 550’sinin kayalık dünyalar olduğu, 9 gezegenin ise ‘bilinen yaşama uygun’ olabileceği belirtiliyor.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Dünya’nın yeni kuzeni: GJ1132b

Dünya ile aynı boyutlarda olan GJ1132b gezegeninin su zengini bir atmosferi olduğu belirlendi.

İlk olarak 2015 yılında keşfedilen GJ1132b hakkındaki yeni bir araştırma, Dünya’dan 39 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegenin ‘su zengini’ kalın bir atmosferi olduğuna işaret ediyor. (1 ışık yılı = Yaklaşık 10 trilyon kilometre).

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, İngiltere’deki Keele Üniversitesi’nden John Southworth önderliğindeki araştırma ekibi, GJ1132b’yi ‘transit geçiş gezegen tespiti’ yöntemiyle yeniden inceledi. Bu metod sayesinde bir gezegenin kendi yıldızı önünden geçerken oluşturduğu küçük gölge incelenebiliyor ve ışığın yansımasından atmosfer bilgileri hakkında ipuçları elde edilebiliyor.

Dünya’dan yaklaşık 1,2 kat daha büyük olan ve kaya – demir bileşiminden oluştuğu düşünülen GJ1132b, Güneş’in beşte biri büyüklüğündeki cüce yıldız Gliese 1132 etrafında dönüyor. Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’ni kullanan gökbilimciler, söz konusu gezegenin 9 geçişini gözlemledi. Yıldızın, gezegenin kalın atmosferinden yansıyan ışığının spektrumu, su açısından zengin bir dünyanın ilk işaretlerini gösterdi.

gezegen
Güneş – Dünya ve Gliese 1132 – GJ1132b karşılaştırması

Su zengini bir atmosfere sahip olsa bile bu GJ1132b’nin bilinen insan yaşamına uygun bir yer olduğu anlamına gelmiyor. Gliese 1132’ye oldukça yakın bir yörüngede seyreden gezegenin bir yılı sadece 1,6 gün uzunluğunda. Dünya’nın Güneş’ten aldığı radyasyonun 19 katına maruz kalıyor. Yüzey sıcaklığının ortalama 136 – 306 derece arasında seyrettiği düşünülüyor. İnsan için çok sıcak bir ortam olsa da istikrarlı kalın bir atmosferi tehdit etmiyor. Hatta yüzeyde akıcı su bile görülebilir.

Bilim insanları, evrenin uçsuz bucaksız genişliği düşünüldüğünde neredeyse yanıbaşımızda sayılan GJ1132b’nin önemli bir gezegen olduğu görüşünde. Yıldızına yakın olmasına rağmen kalın, su zengini bir atmosfere sahip. Ayrıca Gliese 1132 gibi cüce yıldızlar daha az ısı ve ışık yaydıkları için çevrelerindeki yakın gezegenlerin ‘yaşama uygun’ olması ihtimali artabiliyor.

Şimdilik gizemlerle dolu olan GJ1132b hakkında önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni araştırmalar ile daha net bilgiler elde edebileceğiz.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Gizemlerle dolu komşu gezegen: Wolf 1061c

Dünya’ya 14 ışık yılı uzaklıktaki gezegenin bilinen yaşama uygun olma ihtimali bulunuyor.

Bilim insanları, evrenin uçsuz bucaksız genişliği düşünüldüğünde neredeyse yanıbaşımızda sayılan 14 ışık yılı uzaklıktaki Wolf 1061c gezegeninin bilinen yaşama uygun olabileceğini belirtiyor. (1 ışık yılı = Yaklaşık 10 trilyon kilometre).

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, ABD’deki San Francisco Eyalet Üniversitesi’nden gökbilimciler, kırmızı cüce Wolf 1061 yıldız sistemindeki 3 gezegeni araştırıyor. Bu gezegenlerden Wolf 1061c, kendi yıldızına olan uzaklığı sebebiyle ‘yaşama uygun bölge’ (habitable zone) sınırı içinde yer alıyor.

Ancak, bu bölgenin yıldıza yakın iç kenarı civarı bir konumda olan Wolf 1061c, aşırı sıcağa da maruz kalıyor olabilir. Bu durumda sıcaklık atmosferde sıkışacağı için sera etkisinin artabileceği ve Venüs gibi kendi içinde küresel ısınmadan dolayı pişen bir gezegen olabilmesi de mümkün. Ayrıca kendi yıldızının etrafında sadece 17,9 günde döndüğü için bu hızlı hareket kaotik bir iklime sebep olabilir.

Bununla birlikte, Wolf 1061 yıldızı, bizim güneşimizin dörtte biri büyüklüğünde. Bu sebeple Wolf 1061c gezegenindeki sıcaklıklar daha düşük seyredebilir, hatta gezegen akıcı suyun bulunduğu bir küre de olabilir.

Araştırmaya katılan gökbilimcilerden Stephen Kane, “Wolf 1061 sistemi bizim için çok önemli. Çünkü hem inceleyebileceğimiz kadar yakın, hem de gezegenlerinden birisi yaşama uygun bölge sınırları içinde. Ancak Venüs gibi sera etkisinin ısıttığı çok sıcak bir gezegen de olabilir. Çünkü yaşama uygun bölgenin yıldıza yakın kenarında yer alıyor. Soru işaretleriyle dolu, gizemli bir dünya. Yaşam ihtimali her zaman var” ifadelerini kullandı.

Kayalık bir gezegen olduğu düşünülen Wolf 1061c, Dünya’dan en az 4 kat daha büyük. Önümüzdeki yıllarda fırlatılacak gelişmiş James Webb Uzay Teleskobu ile bu gezegen hakkında daha net bilgiler alınması hedefleniyor.


(Bilimpro.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden ve yazarın adı belirtilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz)

Dünya’ya benzeyen yeni bir gezegen daha keşfedildi

Yüzey sıcaklığını 24,85 derece olarak hesap eden araştırmacılar, HD 85512 b’nin üzerinde su bulunduğunu tahmin ediyor.

İsviçre’nin Cenevre Üniversitesi’nden bilim insanları, Dünya’dan yaklaşık 36 ışık yılı uzaklıktaki Vela takımyıldızında, yaşam barındırmaya elverişli bir gezegen olduğunu bildirdi.

Şili’deki Yüksek Hassasiyetli Işınsal Hız Gezegen Araştırmacısı (HARPS) teleskobunu kullanan İsviçreli astronom Stephane Udry ve beraberindeki ekip, HD 85512 yıldızının etrafında dönen gezegenin, kendi güneşinden uzaklığı sayesinde “yaşanabilir bölge” içerisinde kaldığını belirledi. Buna göre, HD 85512 b adı verilen yeni gezegen, büyük ölçüde yaşayan organizmalara ev sahipliği yapma potansiyeli gösteriyor.

Yıldızının etrafındaki dönüşünü 54 günde tamamlayan HD 85512 b’nin Dünya’daki gibi bir atmosfere sahip olduğu belirtiliyor. Ellerindeki temel modellere göre gezegendeki ortalama sıcaklığı 24,85 derece olarak hesap ettiklerini kaydeden araştırmacılar, HD 85512 b’nin üzerinde su bulunduğunu tahmin ediyor. Yerküreden daha küçük ve daha kayalık olan bu gezegenin 1 ila 5 milyar yıl yaşında olduğu düşünülüyor.

Udry ve ekibi, keşifleri sayesinde mevcut ve gelecekteki yaşanabilir gezegen adaylarının değerlendirilmesi için en sağlam zemini oluşturabileceklerini ifade ediyor.  HD 85512 b ile 20 ışık yılı uzaklıktaki Libra takımyıldızında yer alan Gl 581 d gezegeninin, şu ana kadar tespit edilen en yaşanabilir dünyalar olduğu aktarılıyor. Yerküreden en az 5 kat daha büyük olan Gl 581 d, 2009’un Nisan ayında gözlenmişti.